4/2/2009 ·

İnsanlık...

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :
-Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.


Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :


-Söyledikleri doğru mu diye sorar.


Suçlanan genç der ki :


-Evet doğru.


Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Genç anlatmaya başlar:

- - Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım vardı ki,bakan dönüp bir defa daha bakıyordu. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası
öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret,
dedi. Hz Ömer:


-Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:


-Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı:


-Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der.


Hz. Ömer der ki:


-Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?


Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:


-Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr'a dönerek:


-Ey Amr, delikanlıyı duydun, der. O yüce sahabe:


-Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki:


-Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim. Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki:


-Biz de sözümün arkasındayız. Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki:


-Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?


Genç vakurla başını kaldırır ve:


-'AHDE VEFASIZLIK ETTI' demeyesiniz diye geldim der. Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki:


-Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?. Amr Ibni As Allah(c.c) kendisinden ebediyyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir:


-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.'İNSANLIK ÖLDÜ 'dedirtmemek için kabul ettim, der. Sıra gençlere gelir, derler ki:


-Biz bu davadan vazgeçiyoruz.


Bu sözün üzerine Hz Ömer:


-Biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz, der. Gençlerin cevabı da dehşetlidir:


- MERHAMETLİ İNSAN KALMADI' DEMEYESINIZ DİYE…

Yorum (yok) Yorum yaz!

26/1/2009 ·

SOLMAYAN GÜL...

Gülü tarife ne hacet; gül Sevda-yı Click the image to open in full size.î'dir. Gülün sevdası kalbimizin hâfi tepelerinde, ahfâ zirvelerinde sancak açmıştır.

Ve bizler, gönlü gülşen olan insanlara meftun oluruz, Kainatın Solmayan Gülü'nün aşkıyla...

Gün gelir, gözyaşıyla gül sularız. Bir gül için bin dikene su veririz. Ve biliriz ki, güllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde gül vardır.

O, aşkımızın mihrabındaki gül...O, alemlere rahmet olarak gönderilen bir rasûl...O, çöl sıcağındaki bir kevser şelâlesi...

O, teşrifiyle kainatı aydınlatan ve ışık bahşeden sonsuz bir nur şulesi...

Gündüzleri dünyayı ışıtan güneş ve geceleri gökyüzünde çiçek çiçek açan yıldızlar, O'nun sönmeyen ışığının en mütevazi kandilleri... Sera da, süreyya da O'nun nuruyla aydınlanır...

O'nun sîreti bir amaç, O'nun sünneti bir hidayet, O'nun sureti gönüllere ülfet ve nimet veren bir âb-ı hayat...

Ruhumuz O'na aşık...O, gül mushaflı sevdamızın sembolü...O, onsekiz bin alemin emsali olmayan gülü...

Yorum (yok) Yorum yaz!

19/12/2008 ·

Bu dünya bir han gibidir...

Gavs-ı Sani Hazretleri buyurdular ki:

“Bu dünya bir han gibidir. Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır. Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin hedefine ulaşması için belli bir yol ve usül takip etmesi gerekir. Başıboş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yolda Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- izinden başka Allah’a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- hayatını yaşamak için de ulu sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber’e -aleyhissalatü vesselam- hakkıyla uymanın en güzel yolu sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasip olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet de budur.”

Red Rose

Yorum (1) Yorum yaz!